ADALET(1)

ADALET

Adalet;

Müsavat,

Eşitlik,

Hakkaniyet,

İnsaf manalarına gelir.

Adaletin zıddı;

Zulüm,

Haksızlık,

Eşitsizlik,

İnsafsızlıktır.

Adalet; insanlık tarihinden itibaren mütefekkirlerce kabul gören dört husustan bir tanesidir.

Bunlar;

1.hikmet

2.şecaat

3.iffet

4.Adalettir.

Adaletle hareket edenlere adil denilir.

Adaletsiz hareket edenlere de zalim denilir.

Tarihte adaletle hareket eden sultanlar, devlet idarecileri asla unutulmayıp hayır ile yâd edildiği gibi zalimlerde unutulmayıp lanet ile yâd edilmeye devam etmektedir.

Kur’anı kerimde adalet ve zulüm ile alakalı birçok ayeti kerimeler mevcuttur.

Resulü Ekrem sallallahü aleyhi vesellem efendimiz İran hükümdarlarından nuşirevandan bahs ederken adil melik Nuşirevan diye bahs etmektedir.

“ben adil melik Nuşirevan zamanında dünyaya geldim ”buyurarak adaletin önem ve ehemmiyetine işaret etmektedir.

Adalet;

Sultanların,

Meliklerin,

Devlet idarecilerinin,

Devlet memurlarının,

Kadıların ve hâkimlerin elinde icra edilen İslami, ahlaki ve insani bir vazifedir.

Adalet;

Evde,

Sokakta,

Trafikte,

Çarşıda,

Pazarda

Toplu taşıma araçlarında hayatın her safhasında her ferdi ilgilendiren insanlığın huzur ve saadeti için olmazsa olmaz bir nimettir.

Adaletle hareket ederek Bu muazzam nimetin şükrünü eda etmek ilahi müjde icabı, maddi ve manevi nimetlerin ziyadeleşmesine, artmasına sebep ve vesile olur.

Adalete riayet etmemek de nimetlerin azalmasına hatta elden çıkmasına sebep olur.

İbrahim süresi 7. Ayette ”siz şükür ederseniz kesinlikle nimetlerinizi ziyadeleştiririm.

Şayet nankörlük yaparsanız benim azabım çok şiddetlidir. Buyuruluyor.

Şu halde “Şükrü eda edilmeyen nimet zevale mahkûmdur.”

Allah cc nün verdiği, sayılamayacak kadar çok, maddi ve manevi nimetlere şükür etmek kul ve insan olmanın icabıdır.

Şükrün;

Kavli

Kalbi

Ameli kısımları olup Her nimetin şükrü de kendi cinsinden olur.

İlmin şükrü amel ve talim,

Zenginliğin şükrü zekât ve infak,

Sağlığın şükrü bedenin uzuvlarını allah cc nün emirleri istikametinde kullanmak,

Gözlerle haram olan şeylere bakmamak,

Kulaklar ile haram olan şeyleri dinlememek,

Ayaklar ile haram olan yerlere adım atmamak,

Eller ile haram olan şeylere dokunmamak iledir.

Saltanat ve devletin şükrü ise adalet ile idare etmektir.

Şu halde İlmiyle amel etmeyen,

Zengin olup zekât vermeyen,

Sağlıklı olup ibadet etmeyen,

Saltanat devletine sahip olup adalet ile hareket etmeyen,

Sahip olduğu nimetin şükrünü eda etmemiş olur. Ve nankörlük o nimetlerin elinden gitmesine sebep olur.

Dolayısı ile şükür;

Var olan nimetin muhafazasına,

Olmayan nimetin elde edilmesine sebeptir.

Şükürsüzlük ve nankörlük ise nimetlerin yok olmasına, elden çıkmasına sebeptir.

Zenginlik allah cc nün ihsanıdır.

Zira ayeti kerimelerde mealen” Allah Teâlâ rızkı dilediği insanlara geniş ve bol yapar.

Dilediği insanlara da daraltır. Buyuruyor. İsra 17

Kimilerini zenginlik ve varlık ile imtihan eder. Kimilerini de fakirlik ve yokluk ile imtihan eder.

Kimilerinide yetki ve saltanat ile imtihan eder.

Onun hikmetinden sual olunmaz.

Zengin mi karlıdır fakir mi?

Yetki ve saltanat sahibi olmakmı karlıdır yoksa veyselkarani r.a. gibi dağda çoban olmakmı? bilinmez.

Bu dünya imtihan dünyasıdır.

Ancak Zengine şükür, fakire sabır, sultana adalet bila istisna her kesede çalışmak lazımdır.

Saltanat devleti de allah cc nün vergisi ve ihsanıdır.

Herkes sultan olmak isteye bilir ancak allah cc herkese nasip etmez.

Onu dilediği kimselere verir.

Onları saltanat ile imtihan eder.

Nitekim ayeti kerimede mealen; resulüm de ki

“allahım mülkü,

Saltanatı,

Devleti dilediklerine verirsin.

Dilediklerinden de dilediğin zamanda alırsın.

Dilediklerini aziz yapar dilediklerini de zelil kılarsın. De” Buyuruluyor. Ali İmran 26

Allah cc nün ihsanı olan nimetlerin içerisinde saltanat ve devlet nimetinin, diğer nimetlerden farklı olarak çok büyük önem ve ehemmiyeti vardır.

Zira dünyanın kıvamı dört şeyle mümkün olur.

1.âlimlerin ilmi

2.amirlerin adaleti

3.zenginlerin cömertliği

4.fakirlerin duası

-Çünkü din ve devletin muhafazası için sultan (devlet başkanı)

-Saltanatın, sultanın ve devletin muhafazası için de zamanın şartlarına göre müsellah ve mücehhez emniyet güçleri, asker(ordu)

-Ordunun muhafazası için de sağlam ve kuvvetli bir ekonomi

-Sağlam bir ekonomi için de ülkenin imar edilmesi

-Ülkenin mamur olması, imar edilmesi ve yatırım yapılması için de mal ve can güvenliğinin sağlanması ve asayişin temin edilmesi lazımdır.

-Bunların hepsinin yapıla bilmesi içinde

Zengin fakir,

İtibarlı itibarsız,

Din mezhep,

Hasep nesep ve ırk ayırımı olmaksızın kılı kırk yararcasına adalet terazisinin uygulanması lazımdır.

Zira bir hadisi şerifte;

“insanlardan iki sınıf vardır ki onlar düzeldiği zaman insanlarda düzelir.

Onlar bozulduğu zaman insanlarda bozulur.

1.âlimler, bilginler

2.amirler ve idareciler

Buyuruldu. İbni Abdil berr-kurtubi

Diğer bir hadisi şerifte de mealen;

“İnsanlar, meliklerinin, idarecilerinin yolunda olurlar, onların yolunda yürürler. Buyuruldu. biharulenvar

Şu halde sultan(devlet başkanı)olmazsa din ve devletin muhafazası mümkün olmaz.

Emniyet güçleri ve zamanın şartlarına göre mücehhez ordu olmazsa,

Emniyet ve asayişin temini, vatanın muhafazası ve müdafaası ve adaletin tatbiki mümkün olmaz.

Adalet ve emniyet olmazsa ülke imar edilemez.

Ülke imar edilmeyince devletin hazinesi boş olur. hem halk Hemde devlet fakir olur.

 

Ülkede Adalet ve emniyet olmayınca,

İnsanlar emeğinin karşılığını alamayınca,

Ziraata elverişli yerler ekilmez ve dikilmez.

Hayvancılık yapılamaz.

Fabrika bacaları tütmez,

Zanaatkârlar yetişmez olur.

Bu gününden memnun, yarınından emin olmayan ülke insanı, ülkesini imar etmez olur.

Adalet ve emniyet olmayınca Elindeki az çok sermayesini kayb etmemek için yatırım yapmaz. Para yastık altında kalır.

Kimse parasını Piyasaya çıkarmaz.

Piyasa daralır.

Alış veriş durur.

Üretmeyen tüketen bir toplum oluşur.

Zira marifet iltifata tabidir. Müşterisiz mal zayidir.

Kendi ihtiyaçlarını üretmeyen ülke, her türlü ihtiyacını ithal etmek durumunda kalır.

Hem devlet Hemde halk fakirleşir.

Ülke sömürgeleşir.

Bu durumda Devlet Dış ülkelerden borç almaya mecbur kalır.

Borç alan bir ülke aynı zamanda emir almayada başlar.

Siyaset,

Eğitim,

Ziraat,

Ticaret,

Sanat, kısaca her şey dış mihrakların

Yönlendirmesiyle oluşur.

Ülkenin esas sahipleride dış güçlerin kuklası haline gelir.

Din,

Devlet,

Ahlak,

Örf,

Adet ve maneviyat muhafaza edilemez hale gelir.

Hatta böyle bir ülkede;

– insanları,

-İlim adamlarını,

-Gençleri,

-Az çok sermaye sahiplerini muhafaza etmek mümkün olmaz.

İnsanlar Dış ülkelere, daha rahat ede bileceklerini düşündükleri devletlere göç etmeye başlarlar.

Adalet; bir ülke ve idarecileri için olmazsa olmaz İslami, ahlaki, insani ve siyasi bir mecburiyet ve mes’üliyettir.

Bir Devletin ve saltanatın devam etmesi adaletle muameleye bağlıdır.

Zira hatemül enbiya aleyhissalatu vesselam efendimiz mealen ”idare, küfür idareside olsa adalet ile devam eder.

Lakin idare İslam idareside olsa zulüm ile devam etmez. Buyuruyor.

Hazreti Ömer r.a. efendimizde” adalet; mülkün, devletin esası ve temelidir ”sözüyle mülk ve devletin devamı için adaletin esas ve temel mesabesinde olduğunu ifade buyurdu.

Allah Teâlâ da nahil süresi 90.ayette mealen” kesinlikle ve şüphesiz her zaman ve her yerde allah adaleti emir ediyor ”buyuruyor.

Adalet nedir?

Kimlerin adaletli olması lazımdır?

Adalet kimlere lazımdır?

Sorularına gelince,

Adalet; dağdaki çobandan, devlet başkanına kadar yediden yetmişe, kadın erkek, herkesi alakadar eden çok önemli dini bir vazife, insani ve ahlaki bir sorumluluktur.

Adalet; toplumun tüm fertleri arasında uyulması ve uygulanması icab eden, namaz ve oruç gibi bir farzı ayındır.

Eşlerin birbirlerine,

Ana ve babaların çocuklarına,

Öğretmenlerin öğrencilerine,

Amirlerin memurlarına,

Hâkimlerin davacılara,

Komutanların askerlerine,

Patronların işçilerine,

Devlet başkanının halkına karşı adalet ile muamele etme mecburiyetleri ve mes’uliyetleri vardır.

Adalet; hayatın tüm birimlerini, herkesi, herşeyi ile alakadar eden, su ve hava kadar hayati ehemmiyeti haiz büyük bir nimettir.

Adalet;

Zengin, fakir,

İşçi memur,

Esnaf tüccar,

Köylü şehirli,

Herkesin ana rahminden mezara kadar, maddi ve manevi hayatını rahat yaşaya bileceği hatta tüm canlıların dahi hayatlarını devam ettire bilecekleri imkân ve ortamı sağlamak demektir.

Buda bitemamiha devlet başkanın uhdesinde ve sorumluluğundadır.

Zira nebi aleyhisselam mealen ”hepiniz bir çoban mesabesindesiniz.

Çobanın sürüsünden mes’ül olduğu gibi sizde idareniz altında olanlardan sorumlusunuz ”buyuruyor. muttafekun aleyh

Aksi durumda, adalet ile hareket edilmediği takdirde onun adı “zulüm ”dür.

allah Teâlâ lokman süresi 13. Ayette mealen” Allah Teâlâ zulüm yapan, haksızlık eden zalimleri asla sevmez ”buyuruyor.

Bir insanı ki; adaletsizliği ve zulmü sebebiyle allah Teâlâ onu sevmiyorsa!

Hangi makamın,

Hangi rütbenin,

Hangi şöhretin,

Ve hangi imkânın sahibi olursa olsun, hatta dünyanın tek ve yegâne hâkimi olsa bile fani, geçici bir imkân, saltanat ve şöhret, sonu ise harap, türap, azap ve nedametten başka ona ne faydası olurki?

Adalet mefhumunun ismi çok anılmakla beraber uygulayanı oldukça azalmıştır.

Dolayısı ile unutulmuş sünnetler cümlesindendir. Adaleti ihya edip hayata geçiren herkes, bilhassa devlet idarecileri resulü Ekrem efendimizin şu müjdesine nail olacaklardır.

“ümmetimin bozulduğu bir zamanda kim benim unutulmuş, terk edilmiş sünnetlerimi ihya edip canlandırır ona sım sıkı yapışırsa ona yüz şehid sevabı vardır. Taberani

Allahım dini celili islama kavli, fiili ve kalbi yönden yardım edenlere sen lütfunla, kereminle yardım et.

Müslümanları perişan edenleri celal ve azametinle perişan et.

Devlet idarecilerimize basiret, hidayet ve doğru işlerinde yardım et.

Hidayete tabi olanlara selam olsun.

Ergün telis