(DÜNYA!)

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN K.S HAZRETLERİNİN KALEMİNDEN

 

(DÜNYA!)

 

*DÜNYA MÜ’MİNİN SİCNİDİR.

(dünya mü’minin zindanıdır)

 

*Dünya mü’minin sicnidir. Anın içinde iyş ve rahat

Aramak abestir.

 

(dünya mü’minin zindanı ve hapishanesi mesabesindedir. Onun için dünyada güzel bir hayat ve rahat aramak abestir boşunadır)

 

*Bütün dünyaya müteallik refahlar ve saadetler hayatı tayyibei ahirete ve o hayatı daime ve sermediyeye nispetle zamanda geçen renc ve mihnet mesabesindedir.

 

(bu dünya ile alakalı refahlar ve saadetler bile ahiretin güzel, daimi, ebedi ve sonsuz hayatına nispetle zaman içinde geçen sıkıntı, zahmet, eziyet, meşakkat ve üzüntüler mesabesindedir.)

 

*Bu tarif ise Mahsusat ile anlatmak için bir temsildir.

Yoksa hakikatte bir mukayese ve nisbet içun değildir.

 

(bu tarif ve izah meseleyi his edile bilen şeyler ile anlatmak içindir. Yoksa hakikatte dünyanın hiçbir nimeti ahiretin hiçbir nimetiyle mukayese edilmez.)

 

*Bir neş’e ve mevtının ki: saadeti, refahı, ebedi ola,

Anın nimetleri,

Gözler görmedik,

Kulaklar işitmedik,

Kalbi beşere hutur etmedik… Diye tavsif oluna,

Anların gözün görmesi, kulağın işitmesi, kulübün tahattur eylemesi şanından olan umur, ahval, niam ile nasıl mülabese ve münasebeti olur?

 

(bir neşe, zevk, yer ve vatan ki; saadet ve refahı ebedi,

Nimetleri gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insanların kalplerine ve hatırlarına bile gelmeyen diye tarif edilmişse allah sübhanehü tarafından böyle tarif edilen ahiretin halleri ve nimetleri, gözle görülen, kulakla işitilen, kalplerle düşünüle bilen dünya nimetleri -yukarıda anlatılan ahiret nimetlerine -nasıl münasip ve benzer ola bilir?)

 

 

*Kemali tekrim ve teşrif içun bütün enbiya ve mürselini, havas ve avam mü’minini allah Teâlâ bu dara davet ediyor.

 

(mükemmel bir ikramda bulunmak ve şereflendirmek için allah sübhanehü bütün Peygamberleri, havastan ve avamdan olan bütün mü’minleri bu cennet yurduna davet ediyor.)

 

*İman, islam, amel, irfan mukabilinde buraya koyacağını burada bu âlemde gayri kabili keşf ve tasavvur nimetleriyle mütenaim kılacağını bildiriyor.

 

(allah sübhanehü iman, İslam, amel, irfan karşılığında insanları bu cennet yurduna koyacağını,

İman, İslam, amel ve irfan sahibi kullarını, bu dünyada keşfi ve düşünülmesi mümkün olmayan şu anlatılan ahiret nimetleriyle nimetlendireceğini kullarına bildiriyor.)

 

*Bütün ma hasala nın mukabili burada görülecek, burada verilecek, burada bezl ve nesar olacaktır.

 

(insanlar tarafından yapılan bütün amellerin karşılığı burada bolca ve çokça verilecektir.)

 

 

*Cemali ba kemali müşahede ki: azamı-kerem ve niamdır; Bu mevtını-alide vukua gelecektir.

 

(allah subhanehünün en büyük nimeti olan cemali ilahisini müşahede etmek bu ali ve yüce cennet yurdunda vuku bulacaktır.)

 

*Cemalı-ba kemali müşahedenin ne olduğunu bu âlemde biraz takdir ede bilmek, anın azamet ve celalet ve kıymetini anlaya bilmek ancak kemalatı nübüvvetten nasibe sahibi olmağa mütevakkıftır.

 

(cemali ilahiyi müşahede etmenin ne olduğunu, bu âlemde biraz takdir ede bilmek ve anlaya bilmek, onun azamet ve büyüklüğünü, kıymet ve faziletini anlaya bilmek ancak nübüvvet kemalatından nasip sahibi olmaya bağlıdır.)

 

*Velayet erbabı cenneti istisgar ederler.

Bu hal anların âdemi marifet ve fukdanı kemallerinden naşidir.

Belki: büyük noksandır.

 

( marifet sahibi olmadıklarından ve kemale ermediklerinden dolayı bazı velayet erbabı cenneti küçümserler. Bu onlar için büyük bir eksiklik ve noksanlıktır.)

 

*peygamberlerin cenneti talebleri, cehennemden istiazeleri malumdur.

 

(zira peygamberlerin allah sübhanehüden cenneti istemeleri ve cehennemden sığınmaları bilinen bir durumdur.)

 

*Erbabı sekr cenneti taleb etmemeyi, cehennmden istiaze eylememeği şanı ubudiyete muvafık ve bir kemal zan ederler. Bu hal asarı sekirdendir.

Hakikati marifete ademi vusul alametidir.

kemalatı nübüvvetten bi haberlik anın azametini derk ve tahayyül edememek neticesidir.

 

(manevi sarhoşluk halinde olanlar cenneti istememeyi, cehennemden allah sübhanehüye sığınmamayı kulluğun şanına daha uygun bir kemal mertebe zan ederler.

Böyle düşünmek manevi sarhoşluğun bir eseridir.

İşin hakikatine vasıl olmamanın alametidir.

Nübüvvetin kemalatından habersiz olmaktır.

Bu durum; Nübüvvetin kemalatı nın azamet ve büyüklüğünü tahayyül edememenin ve düşünememenin neticesidir.

 

 

*Bu dünyayı deniyyede hayatın gayri müsaid gitmesi hayatı tayyibe sermediyyenin iyi olacağına delildir.

 

(bu değersiz ve geçici dünyada hayatın müsait olmayan bir halde zor geçmesi, ebedi ve güzel ahiret hayatının iyi olacağına delildir.)

 

*Bundan memnun olmak, şikâyet etmemek ehli ahiret ve saadetin alametidir.

 

(dünyada çektiği sıkıntılardan şikâyet etmemek ahiret ehli olmanın ve ahirette mesud olmanın alametidir.)

 

*anın için: cenabı-muhbiri-sadık”ve ennel ayşe ayşul ahireti ”buyurmuştur.

 

(onun için muhbiri sadık aleyhissalatu vesselam efendimiz ”esas hayat ahiret hayatıdır ”buyurmuştur.)

 

*Anın bütün hayatı kimsenin çekmediği mihnetlerle,

izdırablarla,

renclerle geçmiştir.

 

(zira nebi aleyhisselamın hayatı hiçbir kimsenin çekmediği sıkıntı, eziyet, meşakkat ve ıstıraplarla geçmiştir.)

 

*Çünkü: ahireti herkesin ahiretinden ecel ve azam ve ekmeldir.

 

(çünkü nebi aleyhisselamın ahiretteki makamı, derecesi her kesin ahiretindeki makam ve derecelerinden çok daha büyük ve mükemmeldir.)

 

*Bu sözümüz, zamane halkına söylense muhakkakdır ki: gülerler, istihza ederler.

Hayatı hayvaniye ve behimeden başka indlerinde hayat yoktur.

 

(günümüzde sadece yiyip içmek vs.den başka bir şey düşünmeyen insanlar bu sözümüzü duyunca muhakkak tır ki gülüp istihza ederler.)

*Fakat: yarın yakındır.

O vakit ah vah dimek bir faideyi müfid olmayacaktır.

 

*Cenabı Mevla bizlere dünya mihnetlerini hub ve rıza ile karşulamayı teshil,

Anlardan vahşet getirerek ser riştei ubudiyyeti elimizden kaçırmamayı tevfik, her hal ve karda rızasına muvafık amal, ef’al, harekât, sekenattan ayırmasan… Âmin.

 

(cenabı Mevla bizlere dünya sıkıntılarını sevip gönül rızası ile karşılamayı kolay kılsın.

Bizleri Dünya sıkıntılarından korkarak kulluk bağımızı elimizden kaçırmamaya muvaffak kılsın.

Her hâlükârda rızasına uygun amellerden, işlerden hareketlerden ve hallerden ayırmasın. Âmin.)

 

Mektuplar ve mesaili mühimme sayfa 80