EKMEK, YEMEK VE İÇMEKTE İSRAF

EKMEK, YEMEK VE İÇMEKTE İSRAF

Her hususta ifrat ve tefriti yasaklayan, adalet ve itidali emr eden dinimiz, her türlü harcamada bilhassa yeme ve içmede de itidali ve orta yolu emr etmekte israfı ve savurganlığı yasaklamaktadır.

Bu yasak: Kur’an’ımızda israf ve tebzir kelimeleriyle anlatılmaktadır.

İsraf ve tebzir ayni manada kullanılmakla beraber aralarında fark vardır.

Istılahta İsraf ve tebzir: yemede, içmede, giyimde, meskende ve insanların diğer ihtiyaçlarında itidal hududunu aşmaktır.

İbni Abidin hazretlerine göre ise israf: harcanması icab eden yerlere haddinden fazla harcama yapmaktır.

Tebzir ise: harcanması icap etmeyen yerlere yani günah olan, meşru olmayan yerlere harcamaktır.

Bazı âlimlere görede israf: helal ve mubah olan yerlere gereğinden fazla harcamaktır.

Tebzir ise: günah ve masiyet olan yerlere harcamaktır.

Her iki tarif ayni manaya gelmektedir.

Hem israf Hemde tebzir kur’anı kerim ayetleriyle yasaklanmış olup her ikiside kesin haramdır.

Zamanımızda en çok ihmal edilen israf ile yapılan haramlardan

Her Müslümanın şiddetle sakınması icap etmektedir.

Çünkü “allah sübhanehü israf edenleri sevmez ”enam 141

“ey âdemoğlu her mescidde zinet ve elbisenizi giyiniz.

Yiyin için ama israf etmeyin.

Çünkü allah israf edenleri sevmez “Araf 31 buyuruyor.

İsra süresi 26-ve 27.ayetlerdede “akrabaya,

Yoksula

Ve yolda kalmışlara hakkını ver.

Malını saçıp savurma!

Çünkü malını saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir.

Şeytan ise rabbine karşı çok nankördür ”buyuruyor.

Bu ayetlerden anlaşılıyor ki bir Müslümanın alın teriyle kazanmış olduğu helal parasını günah olan yerlere harcaması,

Harcadığı yerler, helal ve mubah olan yerler olsa dahi haddinden fazla harcama yapması israftır ve kesin haramdır.

Muhterem Müslüman:

İsraf edenleri allah sübhanehü sevmiyor.

Parasını saçıp savuran insanlar şeytanların kardeşleridir.

Bir Müslüman için bu ifadeler çok önemlidir.

Zira mü’minin şu fani dünyadaki bütün hemmi,

gammı,

Düşüncesi,

Hedef ve gayesi kendisini Allahu Zülcelal hazretlerine sevdirmek olmalıdır.

Namazını bunun için kılmalıdır.

Orucunu bunun için tutmalıdır.

Haccını bunun için yapmalıdır.

Vel hâsıl bütün ibadetlerini kendisini allah Teâlâ’ya sevdirmek için yapmalıdır.

Durum böyle olunca gaflete düşüp nasıl olsa bu para benimdir. istediğim gibide harcarım diyemez.

Parasını menhiyatta harcayamaz.

Parasını Zaruri olmayan işlerde tüketemez.

Mubah dairesinden dışarıya çıkamaz.

Mubah olan işlerde dahi haddi aşamaz.

Aksi takdirde şeytanların kardeşi olur.

Aksi takdirde allah sübhanehü onu sevmez.

Allah sübhanehü sevmediği kulunun duasını kabul etmez.

Allah sübhanehü sevmediği kuluna huzur ve bereket vermez.

Allah sübhanehü sevmediği kuluna cennet vermez.

Öyle ise iyi düşünmeliyiz.

Yemede,

İçmede,

Giyimde,

Meskende,

Arabada,

Ev eşyalarında,

Cep telefonlarında vs. ihtiyaçlarımızda aşırı lux ve israftan şiddetle sakınmalıyız.

Zira Allah sübhanehü hepimizi hesaba çekecek tir tir.

tekasür süresinde “dünya hayatında iken allah subhanehünün size vermiş olduğu sayısız ve emsalsiz nimetlerden kesinlikle sual olunacaksınız ”buyuruluyor.

Öyle ise rabbimiz bizleri hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekelim.

Aşırıya gittiğimiz hususlarda kendimize çeki düzen verelim.

Yemek için mi yaşıyoruz?

Yoksa yaşamak için mi yiyeceğiz.

Müslüman nasıl olmalıdır?

Ne kadar yemeliyiz?

Ne kadar yiyiyoruz?

İstediğimiz kadar yiyip içe bilir miyiz?

Paralarımızı nerelere harcıyoruz?

İstediğimiz kadar harcaya bilir miyiz?

Allah sübhanehü “insan, başıboş bırakıldığını mı zan ediyor?”

”ey kullarım siz nereye gidiyorsunuz? Buyuruyor.

Allahu Zülcelâl’in kulları olan bizler onu dinlemek ve emirlerine itaat etmek mecburiyetindeyiz.

Dolayısı ile ilk başta her gün fazlasıyla yediğimiz ve içtiğimiz nimetlerin kıymetini bilip şükrünü eda etmeliyiz.

Yemeye besmele ile başlayıp elhamdü lillah diyerek şükrünü eda etmeliyiz.

Çünkü kıymeti bilinmeyen ve şükrü eda edilmeyen nimet yok olmaya mahkûmdur.

Üzülerek müşahede ediyoruz ki en kıymetli nimet olan ekmek en çok israf edilen bir nimettir.

Her gün beş milyon ekmeğin çöpe atıldığı

Söylenmektedir.

Dünyada şu kadar Müslüman aç iken bu kadar ekmeğin sorumsuzca israf edilmesi

Allahüzülcelalin ihsan etmiş olduğu nimetin kıymetini bilmemekten ve İslami bir şuura sahip olmamaktan meydana gelmektedir.

Her çöp konveyörlerinde atılmış yarım veya tüm birçok ekmeğe rastlanmaktadır.

Bir taraftan da diğer çöplere karışmış bu ekmekleri toplayan insanlar!

Lokantalarda, bilhassa açık büfe yemek veren lokanta ve otellerde yemek ve ekmek israfının haddi ve hesabı yoktur.

Peki, bu kadar yemek ve yemediğini de bırakıp çöpe atmak, israf ve savurganlık değilde nedir?

“allah israf edenleri sevmez”

“israf edenler şeytanların kardeşleridir”

Böyle bir durumda allah c.c. sevmediği kullarına merhamet edermi?

Allah c.c. Şeytana kardeş olmuş insanlara merhamet edermi?

Sel afetleri,

Yel afetleri,

Depremler,

Tusunamiler,

Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar,

Kazalar ve belalar neden oluyor?

Bunların sebepleri tabii midir?

Tabiat ana kızıyor da ondanmı oluyor?

Allah sübhanehü mealen şöyle buyuruyor: ”ey kullarım eğer verdiğim maddi ve manevi nimetlere şükür ederseniz verdiğim nimetleri arttırırım.

Şayet küfr edip nankörlük yaparsanız kesin olarak bilin ki benim azabım çok şiddetlidir”

Aleyhissalatu vesselam efendimiz bir hadisi şerifinde “herkim iki gözü olan bir canlının karşısında bir şey yerde yediği şeyden ona yedirmezse allah sübhanehü ona öyle bir bela verir ki onun devası ve tedavisi olmaz ”buyuruyor.

Aziz kardeşim sebepler âleminde yaşıyoruz.

Her nimetin ve belanın görünen ve görülmeyen sebepleri vardır.

Ayeti kerimeleri ve hadisi şerifleri nazarı itibara almayan bir kimse Müslüman olamaz.

Nebi aleyhisselam başka bir hadisi şerifin dede “mallarınızı zekât vererek her türlü tehlikelerden koruyunuz.

Hastalarınızı ve hastalıklarınızı sadaka vererek tedavi ediniz.

Bela ve musibetleride dua, tazarru ve yalvararak def ediniz ”buyuruyor.

Allah c.c. mealen “şayet bazı insanların yaptıkları iyilikler sebebiyle insanlardan belayı def etmese idi yeryüzü fesada gider bozulurdu.

Ancak allah âlemlere fazlıyla muamele eder ”buyuruyor.

Nebi aleyhisselam bir hadisi şerifinde mealen şöyle buyuruyor;

Beş husus işlenirse karşılığında allah sübhanehü beş bela ve musibet verir.

1.faiz yenmeye başlandığında zelzele, deprem, zulüm ve yere batmalar meydana gelir.

2.fuhuş ve zina çoğaldığında ölüm ve kazalar çoğalır.

3.zekât verilmediğinde hayvanlar telef olur.

4.zimmi halka zulüm ve haksızlık yapılırsa devlet mazlumların eline geçer.

5.allah ve resulüllaha verilen sözlere riayet edilmediğinde düşmanlar musallat olur.

Elbette Kurunun yanında yaşta yanar.

Şu halde her hususta israftan sakınarak hem allah c.c. Karşı sevimsiz olmaktan Hemde şeytanın kardeşi olmaktan kurulmak lazımdır.

Ayni zamanda israf etmeyerek yapacağımız tasarruflar ile hayır,

Hasenat,

sadakai cariye gibi ibadetlere yönelmelidir.

Tarihte bunu örnekleri vardır.

Canının arzu ettiği şeylerden sanki yedim diye vaz geçip “sanki yedim camii”ni yaptıran muhterem zat bunun en güzel örneklerindendir.

Mimari güzellikleriyle övündüğümüz birçok tarihi eser paralarını israf etmeyen, har vurup savurmayan muhterem ecdadımızın cömertlikleriyle meydan gelmiştir.

Günümüz dede tek başına muhteşem camiler ve medreseler yaptıran birçok hayırsever mevcuttur.

Günde bir paket sigara içen bir insan sanki içtim deyip sigara içmeyi bıraksa, paketin ortalama on lira olduğunu hesap etsek ayda üçüyüz lira

Bir senede üç bin altıyız lira

On senede otuz altı bin lira

Yirmi senede yetmiş iki bin lira

Kırk senede yüz kırk dört bin lira yapar ki ortalama bir daire demektir.

Peyderpey bir daire yakıp kül eden insanlardan, Bir fakir bir şey istediğindede”allahversin”deyip başlarından savarlar.

Bir adam Dairesine kibrit çakıp yaksa cinnet geçirdi derler.

Ya her gün azar azar yakan!

Ömür boyu sigara içip bir dairesi olmayan ömrü kirada geçen nice insanlar vardır.

Parasını israf ederek Hemde allah subhanehünün meccanen vermiş olduğu en kıymetli varlığı sağlığına zarar vererek haram işlemektedirler

Bunun sebebi allah c.c. dinlememekten,

İslami şuura sahip olmamaktandır.

Allah sübhanehünün“allah israf edenleri sevmez”

“Parasını harama harcayanlar şeytanların kardeşleridir ”ayetlerini nazarı itibara almayan insanlar dünya dada ahirette de rahat olamazlar.

Herkes muhakkak ölecek, sonrada yaptıklarından muhakkak sual olunacaktır.

Muhterem kardeşim;

Sigara içmenin,

Doyduktan sonra tıka basa yemenin,

En pahalı lux eşyalar almanın,

Cep telefonlarını gereksiz ve fuzuli yere kullanmanın,

Maddi ve manevi her şeyi elde etmek için ihsan edilen en kıymetli zamanlarımızı,

Zararlı,

Boş

Ve faidesiz işlerde,

Televizyon dizilerinde,

Müstehcen filimlerde,

Maçlarda geçirmenin vakit israfı olduğunu unutma!

Nebi aleyhisselamın; benim ümmetim hasta olmaz zira acıkmadan yemezler.

Doymadan kalkarlar”

“Az ye,

Az uyu,

Az konuşta hasta olma! “

“mide hastalıkların evidir. Az yemek ise tedavinin aslıdır ”Hadislerini unutma!

Çok yiyip sonrada zayıflamak için spor salonlarına, diyetisyenlere avuç dolusu para harcama!

Yemeğin azı karar çoğu zarardır.

Çok yerken yiyemeyenleri düşün!

Ekmeği, yemeği çöpe atarken Suriyeli, arakanlı vs. aç insanları düşün!

Ekmeği ve yemeği çöpe atarken çiftçisinden, değirmencisine,

Fırıncısından, satıcısına varıncaya kadar kaç kişinin emeği geçtiğini hatırla!

Bilhassa bu nimetleri bize sunan allah sübhanehüyü asla unutma!

Zira o “allah israf edenleri sevmez”

“İsraf edenler şeytanların kardeşleridir ”buyuruyor.

Allahım; bilerek, bilmeyerek işlediğimiz, büyük, küçük,

Gizli aşikâr bütün günahlarımızı af et!

Hayırlı işler yapmayı,

Kötülükleri bırakmayı,

Seni sevmeyi,

Seni seven kullarını sevmeyi,

Bizi sana yaklaştıracak amelleri sevmeyi nasip et!

Hidayete tabi olanlara selam olsun.

 

Ergün telis