SON KAPI

SON KAPI

İbrahim bin edhem belh şehrinin sultanı

İşüişret, zevkusefa ile yaşayan, bir taraftanda allaha dua ile meşgul belh şehrinin sultanı İbrahim bin edhem!

Bir gece kuş tüyü yatağına uzanmış, “yarabbi bana cennetini nasip et “diye bir yakarış!

Sarayın damında bir patırtı

Sultan hiddetiyle kimdir o?

Sarayımın damında ne işin var?

Cevap manidar!

Ses ise uyarıcı!

Develerimi kayb ettim onları arıyorum.

Be adam gecenin şu saatinde Hemde sarayımın damında devemi aranır?

Manidar bir ikaz!

Kuş tüyü yatakta cennet aramakla sarayın damında deve aramak arasında ne fark var?

İbrahim bin edhem: geceyi dehşet ve korkuyla geçriyor.

Bir uyanış lakin yeterli değil.

Birgün heybetli bir adam sarayın kapısına dikilip girmek ister!

Muhafızlar burası İbrahim bin edhemin sarayı han değil.

Onunla görüşmek istiyorum.

İbrahim bin edhem ve heybetli adam!

Burası han değilmi?

Hayır, benim sarayım.

Peki, senden önce kim vardı?

Babam.

Ondan önce

Babamın babası.

Senden sonra varislerim.

Heybetli adam:

O zaman burası han değilde nedir?

İbrahim edhem gaflet uykusundan uyanmış kendisine gelmişti.

“Müsebbibülesbap olan Allah Teâlâ hidayetten ve velayetten nasibi olan kullarını anlayacakları yollardan ikaz ve irşad buyuruyor.”

İbrahim bin edhem: Bir gün tacını tahtını terk edip sahralara gitti.

Yalnızlığı tercih etti.

İnsanları memnun etmek için yapılan Merasim ve gösterilerden,

Gösteriş ve alayişlerden kurtulup allah sübhanehüyü memnun ve Razi etmenin bir yolunu seçti.

Masivayı unutup allah sübhanehü ile olmayı herşeye tercih etti.

İnsanlar onu gördükçe saltanatı bırakıp perişan ve pejmürde hallere düşen deli diyorlardı.

Fakat o aldırmıyordu.

Zira o gönüllerin sultanı olmuştu.

Ama insanlar anlayamıyorlardı.

Onu üzen başka şeylerdi.

Allah dostlarının ricali manevi toplantılarına rastlamış, fakat senin kalbin daha dünya ile alakasını kesmedi diye halkaya almamışlardı.

Yıllar sonra Bir yatsı vakti saltanatı zamanında bizzat kendisinin yaptırdığı camiye sığınmıştı,

Hava çok soğuktu,

Kalacak yeride yoktu.

Geceyi ibadet ederek camide geçirmek istemiş vazifeliden ricada bulunmuştu.

Vazifeli: senin gibi birçok hırsızlar geliyor caminin kandillerindeki yağları çalıyorlar diyerek kolundan tutup dışarıya atmıştı.

Çaresiz, titrek ve ürkek bir halde sağa sola bakınırken duman tüten bir yer görmüş oraya sığınmıştı.

Külhan durmadan ateşe odun atıyor, korkak ve ürkek bir vaziyette bir sağa bir sola bakıyordu.

İbrahim bin edhem: selam vermişti ancak külhan selamını almamıştı.

Oradan da koğulacağından korkar vaziyette beklerken külhan işini bitirip yanına gelmiş selamını o zaman almıştı.

İbrahim bin edhemin dikkatini çekmiş sormuştu.

Neden selamımı o zaman almadın?

Ben burada yevmiye ile çalışan bir işçiyim.

İşimi aksatırsam aldığım para helal olmaz.

Şimdi işim bitti seninle sohbet edebiliriz.

Ne kadar yevmiye alıyorsun?

İki dirhem

Bunları nerede harcıyorsun?

Bir dirhemini vefat eden, allah için sevdiğim bir kardeşimin çocuklarına,

Bir dirhemide kendime harcıyorum.

Şimdiye kadar allah Teâlâ’dan isteyipte kabul olmayan bir duan varmı?

Evet, var, şu camiyi yaptıran, buranın sultanlarından tacını tahtını terk edip Allahın sevgili kulu olmuş İbrahim bin edhem hazretlerini görmeyi çok istedim şimdiye kadar nasip olmadı.

İbrahim bin edhem hazretleri kalkıp onu kucaklamış allah sübhanehü duanı kabul etti.

Camiden kovdurarak beni sana gönderdi. Ben İbrahim bin edhemim demişti.

Dua ve iltica,

Tövbe ve istiğfar,

Tazarru tezellül,

Niyaz ve münacat ile beytullaha yüz sürüp af dilemeyi murad etmişti.

Bulunduğu yer ile beytullahın arası on ikibin adım,

İki adım atıyor iki rekât namaz kılıyor yola öyle devam ediyordu.

Zira oraya eli boş gidilmezdi.

Adeta sürünerek Kabei muazzamaya varınca örtüsüne yapışmış, içten gelen bir ses ile şöyle yalvarmıştı.

Allahım isyankâr kulun kapına geldi.

Günahlarını itiraf ederek sana yalvarmaya geldi.

Allahım af edersen sen af etmeye layıksın.

Allahım sen tard edersen senden başka bana kim merhamet ede bilir ki?

Evet, o son ve sonsuz nimetlerin sahibinin kapısına ulaşmıştı.

Artık o İbrahim bin edhem hazretleriydi.

Rahmetullahi aleyhi rahmeten vasiaten.