İSLAMI DAR EDENLER

İSLAMI DAR EDENLER

 

Allah Teâlâ’nın rahmet ve nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. Bir ayeti kerimede Allahın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız buyuruyor.

Allahımızın kullarına meccanen ihsan ettiği rahmet ve nimetler maddi ve manevi, hem maddi Hemde manevi olmak üzere kısımlara ayrıla bilir.

En büyük rahmet ve nimetlerin başında dini celili İslam, kur’anı azimüşşan ve hatemülenbiya Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi vesellem efendimiz gelir.

Çükü bu nimetler hem dünya saadetinin Hemde geçici olmayan kalıcı ve ebedi olan ahiret saadetinin sebep ve vesileleridir.

Evet: insanlar için dini celili İslam büyük bir rahmettir.

Kur’anı kerim büyük bir rahmettir.

Nebi aleyhisselam büyü bir rahmettir.

Cennet büyük bir rahmettir.

Hatta Allahımızın cehennemi yaratması dahi insanlar için büyük bir rahmettir.

*allahımız kur’anı kerim hakkında “biz azimüşşan kur ’andan maddi ve manevi yönden mahza şifa ve mü’minlere rahmet olan ayetler indirdik buyuruyor. İsra 82

Allah sübhanehü bütün kullarını selam diyarına, cennetine ve cennete giden yola ve insanlar için mahza rahmet olan İslam dinine davet ediyor.

Arhamurrahimin olan Allah subhanehünün Cehennemi yaratması dahi onun rahmetinin genişliğine ve sonsuzluğuna delalet ediyor. Zira ilk başta azap olarak görünse de rahmete kavuşmaya sebep olduğu için insanları rahmet olan cennete gitmeye mecbur bıraktığı için akıbet ve sonuç olarak rahmettir.

Çünkü Allah sübhanehü insaları cehennem azabıyla korkutarak mahza rahmet olan cennetine koymayı murad ediyor. Bütün insanların geniş rahmetinden bolca ve çokça istifade etmelerini istiyor.

Allahımız biz kullarını sevdiği için ahirette hazırladığı cennet ve nimetlerine davet ediyor. Çünkü davet dostlara, sevilen insanlara yapılır.

Davete icabet etmemek davet sahibini önemsememektir.

Muhterem kardeşlerim: davet ettiğiniz bir insan sizin davetinize icabet etmese ne kadar üzülür ve kırılırsınız? Bir düşününüz.

*Allah sübhanehü: Ahir zamanda gönderdiği hatemülenbiya aleyhissalatu vesselam efendimiz hakkında “biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik ”enbiya 107

*“yemin olsun ki size sizden, sizin en nefisiniz olan bir resul geldi. Size isabet edecek olan en küçük bir sıkıntı bile ona çok ağır gelir.

O Sizin iyiliğiniz için dünya ve ahiret saadetiniz için çok hırslı ve isteklidir.

Ayni zamanda o mü’minlere karşı çok merhametlidir” tövbe 128-129

*“Allah Teâlâ’nın rahmetiyle sen ümmetine karşı yumuşak oldun.

Şayet sen onlara karşı sert olsa idin onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi”aliimran 159

*“habibim onlar iman etmedikleri için sen nerede ise kendini helak edeceksin ”şuara 3

*“Allah sübhanehü sizi af etmeyi murad ediyor.

Şehvetlerine tabi olanlar ise sizin onlara büyük ölçüde meyil etmenizi ve onlara benzemenizi murad ediyorlar ” Nisa 27 buyurarak kullarına karı çok merhametli olduğunu gösteriyor.

Allah sübhanehü Davut aleyhisselama hitaben şöyle buyurdu:

*Ya Davut: “benim yolumdan uzaklaşmış, namazdan, aptestten, zikirden, camiden, cemaatten ibadetten uzak kalmış bir kulumu tekrar benim yoluma getirmen senin için bütün insanların ve cinlerin ibadetlerinden çok daha hayırlıdır”

*Resulüllah sallallahü aleyhi vesellem efendimizde hadisi şerifinde:

Ya eba Rafi: senin vasıtanla Allah Teâlâ’nın bir adama hidayet etmesi güneşin üzerine doğup battığı şeylerden çok daha hayırlıdır ”buyurdu. Taberani elmucemul kebir

Resulüllah sallallahü aleyhi vesellem efendimizin, hakkında ehli imanın imanı terazinin bir kefesine EBU bekrin imanıda terazinin bir kefesine konsa EBU bekrin imanı ağır gelir buyurduğu hazreti Ebubekir efendimizde “yarab şu vücudumu öyle büyüt ki cehennemi ben doldurayım kimseye yer kalmasın ”diye iltica etmişti.

Allah Teâlâ rahman sıfatıyla dünyadaki bütün canlılara, in’amuihsanda bulunuyor, hatta kendisini inkâr eden kâfirlere bile!

Rahim sıfatıyla da ahirette sadece Mü’min kullarına rahme edecektir.

Allahımızın rahim sıfatının tecelliyatı çok büyü ve geniş olacaktır.

*Aleyhissalatu vesselam efendimiz hadisi şerifinde mealen şöyle buyurdu: Allah subhanehünün yüz rahmeti olup bir rahmetiyle dünyaya tecelli etmiştir. O bir rahmetten kendilerine isabet eden miktarıyla bütün canlılar yavrularına karşı merhamet sahibidirler. Allah Teâlâ doksan dokuz rahmetini ahirette mü’minlere tahsis edecektir “Buhari

*Resulü Ekrem efendimiz miraçta huzuru rabbilaleminde iken Allah sübhanehüden hep ümmetini istemişti.

Allah sübhanehü aleyhissalatu vesselam efendimize gözlerini yummasını emir etti.

Bir müddet sonrada açmasını,

Peygamberimiz aleyhisselam gözlerimi açtığımda birde baktım ki sahilsiz bir deniz,

Denizin ortasında bir ağaç,

Ağacın üzerinde bir kuş,

Ve kuşun ağzında da nohut tanesi kadar toprak parçası gördüm.

Hikmetini düşünürken Allah sübhanehü habibim bu ağaç dünyadır.

Kuş senin ümmetindir.

Ağzındaki toprak parçası ümmetinin günahıdır.

Sahilsiz deniz ise benim sonsuz rahmetimdir.

Bu küçücük toprak parçası bu muazzam denize düşerse parçası ve eseri kalır mı?

Senin ümmetinin günahlarıda benim sonuz ve sınırsız rahmet denizimde eriyip yok olacaktır. Üzülme buyurmuştur. tefcirüttesnim fi kalbin selim

*Allah sübhanehü: Hadisi kutside benim rahmetim gazabımı geçti buyuruyor. Buhari tevhid bahsi

*Ayeti celilede “ey günah işleyerek Nefslerini israf etmiş olan kullarım Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü Allah bütün günahları af eder şüphesiz allaah çok af edici ve çok merhamet sahibidir. Zümer 53-54

*“Allah Teâlâ’nın rahmetinden ancak kâfir topluluk ümidini keser ”Yusuf 87

*“Resulüm: benim Mü’minlere karşı çok af edici ve çok merhametli olduğumu, kafirlerede azabımın çok çetin ve elem verici olduğunu kullarıma haber ver ”hicr 49

*“Allah kendi nefsine rahmeti yazdı kullarına merhamet edeceğine söz verdi”an’am 12

Ayetleriyle biz günahkâr kullarını umutlandırıyor, cennetine ve cennete giden yola islama davet ediyor.

*İbni Abbas hazretlerinin rivayet ettiği bir hadisi şerifte aleyhissalatu vesselam efendimiz şöyle buyuruyor:

Kıyamet gününde kulları arasındaki hüküm bittikten sonra, Allah sübhanehü arşın altından üzerinde “benim rahmetim gazabımı aştı ben Arhamurrahimin olan allahım” yazılı bir kitab çıkarıp alınlarında “bunlar Allah subhanehünün azatlı kullarıdır ”yazılı hayır namına hiçbir şey işlemememiş birçok insanı cehennemden çıkarır buyurdu. Buhari

*Ebuzerrilgifari hazretlerinin rivayet ettiği bir hadisi şerifte de:

“kim la ilahe illallah Muhammedün Resulüllah derse cennete girer ”buyurdu.

Abuzer radıyallahü anh:  ya resülellah, zina edip hırsızlık yapsa da cennete girermi? Dedim.

Resulü Ekrem evet buyurdu.

Ben: ya resülellah zina etse hırsızlık yapsa yine de cennete girermi? Dedim.

Resulüekrem evet buyurdu: Ben hayretimden bir daha sorunca evet EBU zer hayret etse de EBU zerre rağmen cennete girer buyurdu. Buhari-müslim

*Resulüllah sallallahü aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

Sizden önce geçen zamanlarda, Doksan dokuz kişi öldüren bir kimse pişman olup af edilmesi için bir yol ararken kendisine bir âlimi gösterdiler.

Fakat o âlim adamın günahının çok büyük olduğunu af edilmesinin mümkün olmadığını söyleyince adam kızıp madem benim için af imkânı yok senide öldüreyimde yüz olsun deyip o alimide öldürdü.

Yüz kişiyi öldürmüş olan bu adama falan yerde bir âlim var birde durumunu ona anlat dediler,

Adam, âlimin yanına vardığında Allah subhanehünün rahmeti çok geniştir af etmeyeceği günah yoktur.

Lakin sen bulunduğun beldeden hicret et. Orası senin için kötü bir yerdir. Falan beldede iyi insanlar vardır. Onların arasında yaşa, Allah sübhanehüye tövbe ve dua et.

Allah Teâlâ’nın rahmetinden ümit kesilmez ümidini kesme dedi.

Ancak Adam yolda giderken ecel gelip çattı.

Azap ve rahmet melekleri bir araya gelmiş, sevap melekleri bu adam her ne kadar günahkâr isede tövbe etmek bundan sonraki hayatını iyi ve güzel yolda yaşamak için, hicrete niyetlenmişti.

Dolayısı ile bu adam bizim himayemizde olmalıdır dediler.

Azap melekleri ise bu adam yüz kişinin katili olup henüz iyi bir amelide olmadı.

Dolayısı ile bu adamı biz alacağız diyorlardı.

Allah sübhanehü başka bir meleği gönderip hakemlik yapmasını emir etti.

O melek her iki beldenin mesafesinin ölçülmesini söyledi.

Ölçüldüğünde gittiği yerin bir karış kadar yakın olduğu tespit edildi ve onu rahmet melekleri alıp götürdüler. Sahihi Müslim-ibniasakir.

Muhterem kardeşlerim: Resulüllah sallallahü aleyhi vesellem efendimizin anlattığı bu hadise ne kadar ibret verici değil mi?

Görüldüğü gibi Allah Teâlâ ve onun Resulü,  Allah subhanehünün rahmetinin çok geniş olduğunu beyan buyurup zerre kadar imanı olan kimseleri İslam dairesi içine almışlar, Onların kurtulacaklarını beyan ve ilan etmişlerdir.

İslami esaslar inkâr etmediği müddetçe, akla gelebilecek bütün günahları işlese dahi  “la ilahe illallah Muhammedün Resulüllah” diyen herkes Mü’min ve Müslümandır. Günahlarından dolayı cezalandırma miktarı ve af etme yetkisi ancak Allah Teâlâ’nın yetkisindedir.

 

SON NEFESTE İMANIN KİME NASİP OLACAĞI BİLİNMEZ

 

Kalplerdeki imanı ve samimi niyetleri Allah Teâlâ’dan başka kimse bilemez.

Kimin son nefesini nasıl vereceğini Allahtan başka kimseler bilemez.

Hayatını küfürle geçirmiş olan bir kimseye,  cenabı hakkın hoşuna giden bir amelinden dolayı, son nefesinde iman nasip olabilir.

Nitekim şöyle bir rivayet nakil edilir, bir Mecusi, ramazanı şerif ayında oruçlu Müslümanların karşısında yemek yiyen oğlunu azarlamıştı.

Mecusi o günlerde vefat etmişti.

O beldede yaşayan takva bir Müslüman, rüyasında Mecusi’yi cennette görünce hayret edip Müslüman olmayanların cennete giremeyeceğini, Mecusi iken cennete ne sebeple girdiğini sormuştu, Mecusi: ramazanı şerifte Müslümanlara ve ramazanı şerif ayına duyduğum saygıdan dolayı oğlumu tazir etmem sebebiyle ruhumu teslim ederken melekler bana kelimei şahadeti telkin ettiler imanla geldim. Allah Teâlâ’nın lütfuyla cennet nasip oldu demiştir. dürretülvaizin

Her sene birkaç kere umreye giden, beş vakit namazına beş vakit daha katan, zikir halkasından kalkmayan, ömrünü İslami hizmetlerde geçirdiği görünen bir insanda son nefesinde imansız gide bilir.

Nitekim bir muharebede en ön saflarda canla başla, canı pahasına çarpışan birisi hakkında nebi aleyhisselam o cehennemliktir buyurmuştu

O esnada Ashabı kiramın hayretli bakışları arasında göğsüne saplanan bir mızrakla yaralanmış can çekişiyordu.

Yanındaki sahabeler, şehadetin mübarek olsun dediklerinde: ben sizin resulünüz, dininiz ve kitabınız için savaşmıyordum. Medine’deki mallarım ve hurmalıklarım için savaşıyordum deyip ölmüştü. Kısası enbiya

Niyetler çok önemlidir. Mü’min rızai ilahi için namaz kılar sevap kazanır.

Münafıkta riya ile namaz kılar fakat cehennemden kurtulamaz. Hemde cehennemin en sefil yerine gider. Nisa 145

Her iki insanın yaptığı iş aynidir. Fakat ayni amel ile birisi cennete giderken diğeri cehenneme!

Muhterem kardeşim yaptığın amellerin rızai ilahi için olduğuna, riya ve gösterişten uzak olduğuna ve kabul edildiğine bir garantin varmı? Gerçekten eminmisin?

Af edilip hidayete erdikten sonra, pabuçlarını dahi fakirlere verdiği için pabuçsuz, çıplak ayaklı Beşir manasına bişri hafi ismini alıp bu lakapla tanınan, bişrihafi hazretleri, ilk zamanlar, meyhaneden çıkmayan gece gündüz içip sarhoş gezen varlıklı birisi idi.

Bişri hafi Birgin sarhoş halde evine dönerken yolda üzerinde besmelei şerife yazılı çamurlara bulanmış bir kâğıt parçası görüp almıştı, Allah subhanehünün ismi şerifine hürmeten onu aklayıp pakladıktan sonra güzel kokular sürüp evinin en kıymetli yerine asmıştı.

Bu güzel amelinden, Allah subhanehünün ismi şerifine hürmet ve taziminden dolayı Allah sübhanehü onu af edip hidayet etmiş evliyalar listesine kayd etmiştir. tefcirüttesnim

Beni İsrail’de şaribülleyl vennehar, müptezel bir hayat yaşayan birisi ölmüştü.

Cenazesine kimse sahip çıkmamış günlerce beklemişti.

Allah sübhanehü Musa aleyhisselama vahy edip o kulunu teçhizutekfin etmesini emir buyurdu.

Musa aleyhisselam Vazifeyi ifa ettikten sonra, insanlar arasında çok kötü tanınan bu kulunun senin yanındaki kıymet ve değeri nedendir? Yarab Diye iltica etmişti.

Allah sübhanehü: ya Musa bu kulum Tevrat’ı okurken ahir zaman nebisi habibim muhammedin”sallallahü aleyhi vesellem” ismi geçtikçe onu öper koklar, ona saygı ve hürmet gösterirdi buyurdu. mev’ize

ALLAH SÜBHANEHÜNÜN RIZASINI KAZANMA YOLLARI MAHLÛKATIN NEFESLERİ ADEDİNCEDİR

*Nebi aleyhisselam hadisi şerifinde: sizden önceki ümmetlerden birisinde bir adam yolda giderken çok susamış, bulduğu bir kuyunun suyundan içmek istemişti.

Ancak su çekmek için ip ve kova yoktu.

Adam kuyuya indi suyunu içip yukarıya çıktığında susuzluktan dili sarkmış, kuyunun etrafında dönüp dolaşan bir köpek gördü.

Adam merhamet etti tekrar kuyuya indi.

Ağzına aldığı ayakkabısına su doldurup tırmanarak suyu çıkardı köpeği suladı.

Allah sübhanehü bu yaptığı amelinden dolayı o kulunu af edip cennetine koydu. buhari-müslim

Muhterem kardeşlerim Allah subhanehünün rızasını kazanmak: hem çok kolay Hemde çok zordur.

Allah Teâlâ’nın rızası bazen çok küçük ve basit,  kolay ve önemsiz gibi görünen işlerde olabilir.

Harun reşidin hanımının cenabı hakkın rızasını kazanması büyük paralar harcayarak getirttiği sudan değilde her ezanı Muhammedîden sonra okuduğu ezan duasından olduğu rivayet edilir.

 

*Nebi aleyhisselam şöyle anlattı: İki arkadaş vardı birisi durmadan ibadet eder, diğeride atar yatar takımındandı.

Namazlı zikirli olan: arkadaşını her gördüğünde ikaz eder, akıbetinin kötü olacağını, cehennemde yanacağını, Allah Teâlâ’nın rahmetinden mahrum olacağını anlatıp onu korkuturdu.

O ise her seferinde Allah Teâlâ erhamurrahimindir. Der Allah Teâlâ’nın sonsuz rahmetine sığınırdı.

İkiside vefat ettiler, Allah sübhanehü ömrünü ibadetle geçirmiş, arkadaşını hep ümitsizliğe sevk etmiş olan kuluna: sen benim rahmetimin, cennetimin sahibi ve taksimatçısımısın?

Kullarımı neden ümitsizliğe sevk ettin deyip onu cehennemine koydu.

Allah Teâlâ’nın rahmetinden ümidini kesmeyen kulunuda cennetine koydu. Hadisi şerif meali ebu davud-taberani

Muhterem kardeşim Allah Teâlâ’nın azabı ve gadabı günahlarda, rızası da amellerde gizlidir.

Sen kimin amelinin makbul olduğunu bilirmisin?

Sen takvanın kimde olduğunu bilirmisin?

Takva ve niyetler kalplerdedir. Ahmed bin Hanbel

Kalplerin derinliklerindeki niyet ve düşünceleride ancak Allah sübhanehü bilir.

*“ Allah sübhanehü: gözlerin hain bakışını, hangi maksatla baktığını,

Kibir ile mi?

Haset ile mi?

Şehvet ile mi?

İstihza ile mi?

İstihfaf ile mi?

Tahkir ile mi?

Yoksa tevazu ile mi?

İbret ile mi?

Tefekkür ile mi? baktığını ve kalplerdeki iyi ve kötü niyetleri tuzak ve entrikaları, ayak oyunlarını plan ve programları bilir ”ayeti kerime meali ğafir 19

Muhterem kardeşim!

Sen yaptığın ibadetlerine umrelerine, infak ettiğin paralara ve hizmetlerine mi güveniyorsun?

Yoksa Allah subhanehünün rahmetine mi?

Evliyaullahdan keşfi açık birisi: vefat ettikten sonra Cüneydi bağdadi hazretlerini rüya âleminde görmüş halin nicedir hangi amellerinin ve hizmetlerin faydasını gördün diye sormuştu.

Cüneydi bağdadi hazretleri: yazdığım ibareler, kitaplar, sahip olduğum keşif, keramet ve işaretler hepsi silindi uçtu gitti.

Ancak gece yarısı kalkıp kıldığım rek’atcıklar kaldı demiştir. tefcirüttesnim

Muhterem kardeşim seninde sadece Allah Teâlâ’nın bildiği insanların vakıf olmadığı makbul amellerin varmı?

Geceleri kalkıp sırf Allah için kıldığın namazların, mü’minlerin gıyabında yaptığın duaların varmı?

*Nebi aleyhisselam şöyle buyurdu: Beş yüz sene bir adada ibadet edip geceleri kaim gündüzleride Saim ve oruçlu olarak geçiren, Allah Teâlâ’nın kendisine birçok kerametler ihsan ettiği,

Ruhunu secdede teslim eden bir kuluna, Allah sübhanehü kıyamet günü kulumu rahmetimle cennetime koyun buyurduğunda abid ya rab ben amelimle cennetine girmek istiyorum diyecek.

Allah sübhanehü üç kere ayni soruyu soracak her seferinde abid beş yüz senelik ibadetlerine güvenerek, ya rab ben ibadetlerimle cennetine girmek isterim dediğinde Allah sübhanehü, meleklerine, kuluna verdiği nimetleri ve yaptığı ibadetleri tartmalarını emir buyurur.

Ameller tartıldıktan sonra, beş yüz senelik ibadetler, evraduezkar lar, hac ve umreler, birçok çile ve zahmetle ömür boyu yapılmış hizmetler, aç ve susuz kalarak tutulmuş oruçlar sadece bir gözünün karşılığı!

Bunun üzerine o abid: yarab ben hata ettim. Beni rahmetinle ve lütfunla cennetine koy deyip iltica edecek Allah sübhanehü o kuluna soracak:

Ey kulum: sana beş yüz senelik ömrü kim verdi?

Sen ya rabbi,

Ey kulum sana beş yüz sene ibadet etme güç ve kuvvetini kim verdi?

Sen ya rabbi,

Ey kulum sana beş yüz sene hiç yorulmadan, çalışmadan yediğin, içtiğin nimetleri kim verdi?

Sen yarabbi.

Ey kulum sana el ayak, göz kulak ve sayılmayacak kadar çok nimetleri kim verdi?

Sen ya rabbi,

Ruhunu secdede almamı istedin bunu sana kim nasip etti?

Sen ya rab

Bunun üzerine öyle ise rahmetimle cennetime gir buyurur. müstedrek alaessahihayn fi babittövbe

Muhterem kardeşim amellerine, ibadetlerine ve hizmetlerine güvenme. Zira kabule şayan odluğuna dair bir garantin yok. Makbul olsa dahi Allahımızın verdiği nimetleri karşılayacak kadar yok.

Sadece Allah subhanehünün rahmetine, lütfuna, fazlına güven. Her şey Allahımızın rahmeti ve lütfuyladır unutma!!

Kimseyi hor ve hakir görme.

Kimsenin aleyhinde olma.

Kimsenin kötülüğünü isteme.

Herkese dua et.

 

Hiçbir kimse akıbetinden emin olamaz.

Günahkârlara tepeden bakamaz.

Kendisini diğer insanlardan üstün göremez.

Kendisini Kurtulmuş sayamaz.

Cenneti garanti ettiğini var sayamaz.

Günahkârları hor ve hakir göremez.

Hele hele hiçbir Müslümanı hata ve kusurlarından dolayı ayıplayamaz.

Allah Teâlâ’nın bu sonsuz rahmetinin tasarrufu kendisine verilmiş gibi hareket edemez.

İnsanları ümitsizliğe sevk edemez.

Ben Müslümanım diyenden yüz çeviremez.

Ben Müslümanım diyen kimseyi tekfir edemez.

Ben Müslümanım diyen kimseyi madden ve manen katl edemez.

Bir Müslümanın bunları yapmaya hakkı yoktur.

*Bir sahabi bir muharebede kelimei şahadet getiren birisini öldürmüştü.

Durumu aleyhissalatu vesselam efendimize haber verdiklerinde çok üzülmüştü.

Öldüren sahabiye niçin öldürdüğünü sorduğunda, ya resülellah o korkudan söyledi kalbinden söylemedi demiş resulü Ekrem efendimiz ise hiddetlenmiş sen onun kalbini yardında baktın mı? Buyurmuştu.

O sahabi onun kalbinde bir et parçası var deyince resulü Ekrem, kalbini bilmezsin söylediğine de inanmazsın deyip üzüntüsünü tekrarlamıştı. revahü Müslim

*Mekkei mükerreme nin fethinin akabinde vuku bulan huneyn muharebesinde düşman gece karanlığından istifade ederek Müslümanlara büyük bir darbe vurmuş, Müslümanlar şaşkınlık içerisinde dağılmışlardı.

Resulü ekremin yanında birkaç sahabi kalmış tı.

Nebi aleyhisselam:” ben Allahın nebisiyim bunda yalan yok” deyip 20 bin kişilik düşman ordusuna hücum etmişti. Panik atlatılmış, ashabı kiram aleyhimürrıdvan kısa zamanda nebi aleyhisselamın etrafında toplanmışlar düşmana karşı taarruza geçmişlerdi.

Harp kızışmış Müslümanlar o kızgınlıkla önlerine geleni kesip biçiyorlardı.

Nebi aleyhisselam kadınlara ve çocuklara dokunmayın buyurmuştu.

Ashabı kiram ya resülellah bu çocuklar müşriklerin çocukları, bunların babaları müşrik dediklerinde nebi aleyhisselam. Ya sizin babalarınız! Buyurmuş ashabı kiramı ikaz etmişti. Kısası enbiya

Evet, Allah Teâlâ kullarını af etmeyi murad ediyor!

Evet, nebi aleyhisselam insanları öldürmek için değil onları kurtarmak için gayret ediyor.

Nebi aleyhisselam Taifte kendisini taşlayan, hakaret eden, yaralayan insanların helak olmasını istemeyip ben onların ve onların neslinden gelecek insanların hidayetlerini umuyorum demedi mi? Siyer

Müslüman: İbret verici bu hadiseleri düşünüp ona göre hareket etmelidir.

Sıratı müstakim: Allah Teâlâ’nın kitabı kur’anı kerim ve resulü Ekrem efendimizin hayatı, kavli, fiili, takriri sünnetleri, ashabı kiram aleyhimürrıdvan, selefi salihin efendilerimiz ve eimmei müçtehidin hazretlerinin takip ettiği yoldur.

Şu halde Müslüman Şuurlu olmalıdır.

Dünya ve ahirette pişman olacağı söz ve hareketlerden sakınmalıdır.

Zira kulak, göz ve kalp Allah Teâlâ yanında sorumludurlar. İsra 36

 

Dolayısı ile zerre kadar bile bir imana sahip olunduğu müddetçe günün birinde kurtuluş mümkündür. *Hadisi kutside Allah sübhanehü “ben kulumun zannına, benden umduklarına göre tecelli ederim” buyuruyor. Buhari-müslim

MÜSLÜMANLAR BİRBİRLERİNİ SEVMEK MECBURİYETİNDEDİR

*Resulü Ekrem sallallahü aleyhi vesellem efendimiz hadisi şerifinde:

İman etmediğiniz müddetçe cennete giremezsiniz.

Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.

Ben size bir şey öğreteyim mi? Onu yaparsanız birbirinizi seversiniz buyurdu.

Ashabı kiram öğret ya resülellah dediler.

Nebi aleyhisselam: aranızda selamı yayınız buyurdu. Sahihi Müslim

*Ehlisünnet yolunun ve tariki Nakşibendiyyenin üstazlarından imamı rabbani müceddidi elfi Sani ahmedi farukiyyisserhendi hazretleri:

“ bu yolun yolcusu kendisini, değil bir Müslümandan, sokaktaki köpeklerden ve leşlerin üzerinde uçuşan sineklerden üstün görürse: kendisini Frenk gâvurundan bile üstün görürse bu yolun büyüklerinden feyz ve nur alamaz, istifade edemez. Buyuruyor. Mektubat

*Hadis şerifte aleyhissalatu vesselam efendimiz: “kimin kalbinde zerre kadar kibir bulunursa, kendisini başkalarından üstün ve faziletli, insanlarıda şu ve ya bu hata ve kusurlarından dolayı hor ve hakir görürse cennete giremez buyurduğunda bir sahabi ya resülellah bir adam elbisesinin, ayakkabısının güzel olmasını sever dedi resulü Ekrem: Allah Teâlâ güzeldir. Kulunun güzel olmasını sever, kibir hakkı kabul etmemek insanları hor ve hakir görmektir” Buyurdu. Müslim-tirmizi

*bir papaz, tekkesinde ders okutmakta olan cüneydi bağdadi hazretlerinin ziyaretine gelip sen Müslümanların, bende Hristiyanların önderiyiz hangimiz cennetlik hangimiz cehennemlik? Diye sormuştu.

Cüneydi bağdadi hazretleri bir müddet tefekkür ve murakabeden sonra bir tarih verip cevabını o gün vereceğini söylemişti.

Papaz gidip o tarihi heyecanla beklemeye başlamıştı.

Gün geldiğinde cüneydi bağdadinin tekkesine vardı birde ne görsün, cüneydi bağdadi vefat etmişti.

Durumu müritlerine anlattı.

Müritleri bunda bir hikmet vardır deyip papazı cüneydi bağdadinin na’şının yanına götürünce cüneydi bağdadi uykusundan kalkıp doğrulan bir insan gibi doğrulup papaz efendi o gün senin soruna cevap verememiştim. Çünkü nasıl öleceğimi buraya imanlımı imansız mı? Geleceğimi bilmiyordum.

Fakat şimdi elhamdülillah imanla ruhumu teslim ettim ve sana diyorum ki ben cennetlik sende bu hal üzere devam edersen cehennemliksin. Deyip tekrar uzanmıştı.

Durum karşısında papaz kelimei şehadet getirip Müslüman olmuştu.

Evliyaullah kendi akıbetleri hakkında emin olamamışlarken günümüzde bazı Müslümanlar, cenneti tapulamış ve garantilemiş gibi davranıp yârin ahirette size sahip çıkmayız.

Sizin elinizden tutmayız diyorlar.

Kendilerine şefaat yetkisi verilmiş gibi size şefaat etmeyiz diyorlar ahkâm kesiyorlar.

Hem kendilerine hem de birçok insana yazık ediyorlar.

İmamı gazali hazretlerinin ifadesiyle Bir nev’i kuttaıtarik oluyorlar.

Allaha, resulüllaha, evliyaullaha, giden yolda maneviyat eşkıyalığı yapıyorlar.

Selefi salihinde ve evliyaullahda görülmeyen tasarrufların, kendilerinde mevcut olduğunu sanıp bizim halkaya girersen kurtulursun yoksa yanarsın diyorlar. Kurtuluş halkasını iyice daraltıyorlar.

HİMMETE MUHTAÇ DERVİŞ KİME HİMMET EDERMİŞ?

Müslümanların birçoğu, Acınacak halde küme küme grup grup öbek öbek, darma dağın hale gelmiş, şahsi ve içtimai kibrugurur ve büyük bir gaflet içerisine düşmüşlerdir.

Dolayısı ile Allah ve Resulüllahın geniş tuttuğu İslam dairesini daraltmak, sadece kendi halkalarından ibaret saymak için ellerinden geldiği kadar çaba sarf ediyorlar.

 

İslam dairesini daraltmak için yaptıkları bu gayreti, daireyi genişletmek için yapsalar çok farklı zuhuratlar olacak, Allah subhanehünün geniş ve sonsuz rahmeti hem onlara hem de Müslümanlara tecelli edecektir.

HER GRUP FIRKAİ NACİYE BİZİZ DİYORLAR

Muhterem kardeşlerim firkai Naciye ehlisünnet velcemaattır.

Kim itikat ve amel bakımından ehlisünnet çizgisinde ise firkai Naciye dairesi içine girmiştir.

Gerisi meşiyyeti ilahiyeye kalmıştır.

*Resulüllah sallallahü aleyhi vesellem: kolaylaştırınız zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz buyururken sanki bazı Müslümanlar, kolaylaştırmak için değilde zorlaştırmak, kaçırmak, uzaklaştırmak ve nefret ettirmek için memur gibi davranmaktadırlar.

Allah Teâlâ tövbe kapısın sonuna kadar açmış tövbe eden yokmu? tövbesini kabul edeyim diye nida ediyor.

*Hadisi şerifte aleyhissalatu vesselam efendimiz:

”Allah Teâlâ hata ve günahlarından vaz geçerek rahmetine, af ve mağfiretine sığınan kuluna o kadar çok sevinir ki:

Yolda giderken yiyeceği içeceği ve her şeyi sırtında bulunan devesini kaçırıp kayb etmiş sonrada ararken yorulup ümidini kestiği ve çaresiz kaldığı esnada bir gölgede uyuya kalmış, uyandığı zaman devesini başının ucunda bekler vaziyette bulan kimsenin sevinmesinden daha çok sevinir” Buyuruyor. buhari-müslim

Maddi ve manevi bir insanın sahip olduğu ve sahip olabileceği her şeyi meccanen ve karşılıksız olarak veren Allah sübhanehü: kendisine karşı bütün günahları işleyen hatta şirke bile düşmüş bir kulunu, iman tazeleyip tövbe ederse af edeceğini ve af ettiğini beyan buyuruyor.

Fakat ne yazık ki bazı Müslümanlar, hiçbir iyilik yapmamış, kendilerine de bir kötülüğü dokunmamış insanları af edemiyorlar.

*Mistah radıyallahü anh fakir ve ashabı bedirden olup bütün ihtiyaçlarını hazret Ebubekir efendimiz karşılıyordu.

Hazret aişe validemiz ile alakalı ifk ve iftira hadisesinde nasıl olduysa hazret Ebu bekir efendimi üzecek bir takım sözler sarf etmişti.

Duruma çok üzülen hazreti Ebubekir ona bir daha bir şey vermemek üzerine yemin etmişti,

Bunun üzerine şu ayeti kerime nazil olmuştur ”içinizde fazilet ve servet sahibi olanlar, akrbalara, miskin ve yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere, bir şey vermeyeceğiz diye yemin etmesinler.

Af edip bağışlasınlar onlara iyi davransınlar.

Af edip bağışlayarak Allah Teâlâ nında sizi af etmesini sevmezmisiniz? Allah Teâlâ çok bağışlayıcı, çokta merhametlidir ” nur 22

İnen bu ayeti kerimeyi resulü Ekrem efendimiz hemen tebliğ etmiş hazreti Ebubekir efendimiz vallahi rabbimin beni af etmesin severim deyip Mistah radıyallahü anhın nafakasını arttırarak vermeye devam edip yaptığı yemininden dolayı kefareti yemin vermiştir.

Enes radıyallahü anh rivayet ediyor: bir ara Resulüllah sallallahü aleyhi vesellemin huzurunda oturuyorken resulü Ekrem efendimiz tebessüm buyurdular, öyle ki mübarek dişleri görünmüştü. Hazreti Ömer efendimiz anam babam sana feda ya resülellah niçin tebessüm buyurdunuz?

Resulü Ekrem efendimiz: ümmetimden iki kişiden birisi Allah sübhanehüye bundan benim hakkımı al dedi. Allah Teâlâ’da ona hakkını ve dediğinde yarab verecek bir sevap ve hasenatım kalmadı dedi.

Alacaklı: öyle ise benim günahlarımı yüklensin!

İşte burada nebi aleyhisselamın gözlerinden ağlamaktan yaşlar boşandı. İşte o gün çok büyük bir gündür insan günahlarını yükleyeceği birisine ihtiyaç duyacak buyurdu.

Sonra Allah sübhanehü hak isteyen kuluna gözünü kaldırıp cennetteki köşklere bakmasını emir buyurunca o kul yarab altından, gümüşten, zebercetten, incilerden yapılmış bu köşkler kimindir? Bunlar hangi peygamberlere, hangi sadık kullarına, hangi şehitlere aittir diyecek,

Allah sübhanehü kim bunların parasını ve bedelini verirse onundur.

Yarab buna kimin gücü yeter ki?

Allah sübhanehü bu köşklere sahip olmaya senin gücün yeter.

Ne ile ya rab?

Allah Teâlâ: kardeşini af edersen bu köşkler senin olacak buyurur.

Bunun üzerine alacaklı olan af ettim ya rab der, Allah sübhanehü de öyle ise kardeşini alda cennete gir. Buyurur. ruhulbeyan

Muhterem kardeşlerim: İbret dolu bu hadiseden anlaşılacağı üzere allahımız af etmeyi ve af edenleri çok seviyor. Öyle ise bir birimizi af edelim ki allahımız Bizide af etsin!

Fırsat elde iken bir birimize haklarımızı helal edelim. Zira ölüm ansızın gelecektir.

Bu yazıyı okuyan ve okuyamayan her kese dünya ve ahiret bütün haklarımız hela olsun.

Nebi aleyhisselam Kadir gecesinde  “allahım sen af edicisin, sen kerem sahibisin, af etmeyi seversin” diye dua etmemizi tavsiye buyuruyor.

 

*Allah Teâlâ: resulüm sen af etme yolunu tut,

İyi ve güzel şeyleri emir et,

Cahillerden yüz çevir. Buyuruyor. Araf 199

*Aleyhisselam efendimiz sana gelmeyene sen git,

Seni mahrum edene, sana vermeyene sen ver,

Sana kötülük yapana sen iyilik yap.

Sana zulüm yapanı sen af et. Buyuruyor. elbani.

Lakin ne yazık ki bazı Müslümanlar kendilerine el uzatanın elini havada bırakıyorlar.

Kendilerine ilim öğretenlere ihanet ve hakaret ediyorlar.

Kendilerine İyilik yapana zulüm yapıyorlar. Bu nasıl bir İslam anlayışıdır?

Ehlisünnet itikadında emniyette, yeiste küfürdür.

Esef duyulacak bir durumdur ki günümüzde kendilerini dünyanın manevi çivisi kabul eden cemaat ve tarikat mensuplarından, cemaat liderlerine ve tarikat şeyhlerine varıncaya kadar birçok Müslüman

Din kardeşlerini af etmek yerine lanet, barışmak yerine kavga, anlaşmak yerine savaşma, birleşme yerine ayrılma, toplama yerine dağıtma içerisine girdiklerinden elli sene önce cemaat ve tarikat deyince bir elin beş parmağını geçmezken şimdi sayılmayacak kadar çoğaldılar.

Muhterem Müslüman kardeşlerim:

Kendimizi sorgulamalıyız.

Eleştirmeliyiz.

Özeleştiri yapmalıyız.

Kendimizi Kur’an terazisinde sünnet mizanında tartmalıyız.

Allah Teâlâ’nın ihsan buyurduğu aklı, şerıatıgarrai ahmediyeyi sünneti seniyye yi anlamakta kullanmalıyız.

Cemaatlerden, tarikatlardan, diyanetten, ilahiyattan, imam hatiplerden tüm Müslümanlardan ve İslam âleminden, yola dökülmüş çimentosuz mıcır taşı gibi gıcırtılı sesler duyuluyor.

Bu gidişat nereye?

Görünen görünmeyen, gizli aşikâr büyük küçük Birçok hata ve günahlarımızın olduğu kesindir.

Çünkü biz ahir zaman Müslümanıyız.

Lakin nazarı itibarda tutmamız icap eden önemli bir husus vardır.

*Zira aleyhissalatu vesselam efendimiz ashabı kirama sohbet ederlerken “siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki emir olunduğunuz şeylerin onda birini terk ederseniz helak olursunuz. Fakat bir zaman gelecek o devirdeki mü’minler emir olundukları şeylerin onda birini yerine getirirlerse kurtulacaklar” buyurdu. tirmizi-Taberani

Muhterem kardeşlerim o devir Allahu a’lem bu devirdir.

Eksik ve noksanlarımız, hata ve kusurlarımız çok fazladır.

Hepimiz kirlendik.

Hepimizin arınmaya, temizlenmeye şiddetle ihtiyacı var.

İşte şu ramazanı şerif ayı arınma ayıdır.

Şahsi ve ictimai yönden kendimizi sorgulama ayıdır.

Hatalarımızı tespit edip vaz geçme ayıdır.

En büyük eksiğimiz ise örnek alabileceğimiz ve her şeyimizle teslim olabileceğimiz mutemet, emin bir imam! İmamı kebir!

Müslümanları peşine takıp birleştirecek, esaretten kurtaracak, şuurlandıracak, silkeleyecek, kendisine getirecek bir imam!

Kardeşlerim ey ehli iman: birbirimizin kusuruna, hata ve eksiklerine bakmayalım.

Enerji topraklaması yapmayalım.

Karşılaştıkları bir leş karşısında havarilerin burunlarını tutup ne kadar pis ve çirkin deyip uzaklaştıkları bir anda, İsa aleyhisselamın: ama inci gibi parlayan ne de güzel dişleri var diyerek leşte bile bir güzellik görülebileceğini gösterdiği gibi bizde birbirimizin iyi ve güzel yönlerimizi görmeye çalışalım.

Günah deryasına batmış bir Müslümanda bile mutlaka buluna bilecek bir güzellik vardır.

Hepimizin fark edemediğimiz ve göremediğimiz birçok kusurlarımız vardır.

İyiki Allah sübhanehü lütfu ve keremiyle hata ve günahlarımızı örtüyor, yoksa birbirimizin yüzüne bile bakamazdık.

Her kesin kusuru ve hatası ayni değildir.

Kiminin gizlidir kiminin aşikâr.

Kiminin şahsidir kiminin ictimai.

Kiminin ticaridir kiminin idari.

Kiminin amelidir kiminin itikadi.

Kiminin meslekidir kiminin siyasi.

Her şeye rağmen Her Müslüman, Allah Teâlâ’nın lütfuyla bir cevherdir.

Yeryüzünde “Allah” diyen bir Müslüman kaldıkça kıyamet kopmayacaktır. Müslim

Allah diyen bir Müslümanın, Allah Teâlâ’nın yanında ne kadar çok kıymeti vardır.

Ayı, güneşi ve bütün seyyareleriyle şu muazzam kâinat bir Müslümanın yüzü suyu hürmetine devam edecek kadar, Müslüman Allah subhanehünün yanında değerlidir.

Muhterem kardeşim: bir Müslümanın Allah Teâlâ yanında, kabei muazzamadan bile muhterem odluğunu bilmiyormusun?

Abdullah bin Ömer radıyallahü anhın rivayet ettiği bir hadisi şerifte nebi aleyhisselam: kabei muazzamaya bakarak, ”Allah Teâlâ seni şerefli, muazzam ve muhterem kıldı ancak, Allah sübhanehü yanında bir Mü’min senden daha muhteremdir” buyurdu. Taberani filevsat

Bir hadisi şerifte de nebi aleyhisselam: ”yemin olsun ki dünyanın yok olması, Allah subhanehünün yanında bir Müslümanın öldürülmesinden ehvendir” buyurdu. Nesai

Başka bir hadisi şerifte de: ”kim bir Müslümana haksız yere eziyet ederse sanki beytullahı yıkmış gibi günahkâr olur” buyurdu. Taberani

Peki, muhterem Müslüman kardeşim:

Allah Teâlâ’nın bu kadar değer ve kıymet verdiği bir Müslümanı sen hor ve hakir görürsen senin halin nice olur hiç düşündün mü?

Bir Müslüman haşa kabei muazzamayı tahkir ederse onun hakkında ne düşünürsün?

Allaah subhanehünün tazim ettiği şeyi tahkir etmek ne demektir sen hiç düşündün mü?

Allah telanın iyi dediği bir şeye kötü demenin ne demek olduğunu hiç düşündün mü?

Allah subhanehünün kötü dediği bir şeye iyi demenin ne manaya geldiğini hiç düşündün mü?

Allah Teâlâ’nın helal dediği bir şeye haram demenin ne demek olduğunu hiç düşündün mü?

Allah subhanehünün haram dediği bir şeye helal demenin ne manaya geldiğini hiç düşündün mü?

Müslümanlar birbirlerini tamamlarlar.

İki elin bir birine yardım edip bir birini yıkadığı ve temizlediği gibi Müslümanlarda birbirinin eksiğini tamamlarlar.

Masum ancak peygamberlerdir. Masum olmalarına rağmen onlardan bile zelleler sadır olmuştur.

Cuma ve bayram namazlarının cemaatle kılınması, hata ve kusurlarıyla Müslümanların bir arada olabilmeleri içindir.

Cemaatle kılınan namazın 27 derece faziletli olması Müslümanların namazı ancak cemaatle tam olarak kıla bildiklerindendir. Zira cemaatte rahmet ayrılıkta azap vardır.

Bu demektir ki Müslümanlar beraber olurlarsa ancak tam oluyorlar.

Müslümanların kurtuluşu ittihadı islamdadır.

Allah Teâlâ:” Allahın ipi mesabesindeki kur’anı azimüşşana sımsıkı yapışınız.

Darmadağın, parça parça olup dağılmayınız.

Allahın üzerinizdeki nimetini düşünün.

Hani siz bir birinize düşman iken Allah sizin kalplerinizi birleştirdi de onun nimeti sayesinde din kardeşi oldunuz.

Siz ateşin tam kenarında iken sizi oradan kurtardı.

İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu balasınız” buyuruyor. Ali İmran 103

Şu halde Müslümanları bir araya getirecek olan kur’anı kerimdir. Onunla amel etmektir.

Kur’anı kerimden uzaklaştıkça parçalanma çoğalır.

Kur’anı kerimden uzaklaştıkça kardeşlik şuuru biter düşmanlık başlar.

Kur’anı kerimden uzaklaştıkça ateşin ve yangının içine düşülür.

Kur’anı kerim Müslümanların din düşmanlarıyla mücadele etmelerini emir buyuruyor.

Fakat Müslümanlar birbirleriyle mücadele ediyorlar.

Allah Teâlâ birleşin buyuruyor Müslümanlar birbirlerinden ayrılıyorlar.

Allah Teâlâ Müslümanlar bir birlerinin dostudur buyuruyor.

Müslümanlar kâfirlerden dost ediniyorlar.

Müslümanlar her namazın sonunda “rabbimiz beni, anamı, babamı ve bütün mü’minleri af ve mağfiret et” diye dua ediyorlar sonrada bir birinin kuyusunu kazıyorlar,

Birbirinin gıybetini yapıyorlar, bir birlerinin kötülüğünü istiyorlar. Bu nasıl bir anlayış nasıl bir şuurdur yarab!

Allahım bizlere İslami şuur nasip et.

Allahım bizleri sıratı müstakimde daim et.

Allahım bizleri İslam dairesine dâhil et.

Allahım bizlere geniş ve sonsuz rahmetinle merhamet et.

Allahım bizlere İman şuur nasip et.

Allahım bizlere rızana uygun hareket etmeyi nasip et.

Allahım bizleri habibinin yolunda daim et.

Allahım bizleri Müslümanlara kardeş et.

Allahım bizlere hakkı görmeyi ve hakka tabi olmayı nasip et.

Allahım bizlere batılı ve yanlışı görüp sakınmayı nasip et.

Allahım bizleri nevmügafletten ikaz et.

Allahım yurdumuzdaki ve yeryüzündeki tüm Müslümanları bir imamı kebir etrafında cem et.

Hidayete tabi olanlara selam olsun.